{
“title”: “Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafakayı İptal Etti ve Gerekçeli Karar Resmi Gazete’de Yayımlandı”,
“content”: “
Türkiye’de aile hukuku alanında önemli bir gelişmeye imza atan Anayasa Mahkemesi, «süresiz nafaka» uygulamasını iptal etti. Gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte, bu uygulamaya ilişkin yasal zeminde köklü bir değişiklik meydana geldi. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasını süresiz şekilde öngören ifadeyi Anayasa’ya aykırı buldu. Bu karar, özellikle nafaka uygulamalarında yeni düzenlemelerin yapılması gerektiğine işaret ederek, hukuki tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.
İptal kararının başlaması, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin bir boşanma davasında, söz konusu maddenin «süresiz nafaka» hükmüne ilişkin iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasıyla gerçekleşti. Mahkeme, başvurunun değerlendirilmesi sırasında, yerel mahkemenin getirdiği bu talebi, Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bulup, iptal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi, söz konusu ibarenin hukuki belirsizlik doğurabileceğini ve bireylerin ekonomik güvenliği açısından sakıncalı olabileceğini belirtti. Ayrıca, mahkeme, bu düzenlemenin toplumsal ve bireysel bütünlük üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekerek, hukuki boşlukların doğmaması adına iptal kararını 9 aylık bir geçiş süresiyle erteledi. Bu tarihte, yürürlüğe girmesi planlanan karar, 30 Haziran 2027 tarihini işaret ediyor ve bu süreçte TBMM’nin yeni düzenlemeleri yapması bekleniyor.
Mahkeme, bu kararında, nafakanın belirli ölçütler ve koşullarla sınırlandırılmasının gerekliliğine vurgu yaptı. Çünkü, süresiz nafakanın, ödeme yapan taraf üzerinde olağanüstü ve haksız bir yük oluşturabileceği endişeleri dile getirildi. Hakimler, gerekçelerinde, kanunlarda nafakanın süresine ilişkin açık ve öngörülebilir ölçütlerin bulunmasının, tarafların hak ve menfaatlerinin korunması açısından büyük önem taşıdığını belirttiler. Ayrıca, mahkeme, kişilerin ruhsal, psikolojik ve ekonomik bütünlüğünü gözeten makul dengeyi sağlamak adına, devletin faizsel yükümlülükler ve bireysel haklar arasında uygun bir denge kurması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, süresiz nafaka düzenlemesinin, hem adil hem de sürdürülebilir bir aile hukuku ve ekonomik düzen açısından sürdürülemez hale geldiği açıklandı.
Öte yandan, mahkemenin kararı, yoksulluk nafakası hakkını tamamen ortadan kaldırmıyor. Kanun, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek tarafın, kusurlu olmasa dahi mali durumuna göre nafaka talebinde bulunma hakkını koruyor. Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası maddi açıdan güç durumda kalan eşlerin yaşamlarını sürdürebilmesi için önemli bir güvence olarak kalmaya devam ediyor. Bu nafaka türü, ömür boyu veya belirli sürelerle sınırlı olmadan, çeşitli koşullara bağlı olarak devam edebiliyor. Özellikle, tarafların yeniden evlenmesi, yoksulluğun ortadan kalkması veya düzenli gelir elde edilmesi gibi durumlarda nafaka sona eriyor. Aynı zamanda, mahkeme kararlarıyla ve yasal düzenlemelerle nafaka sona erdirilebilirken, velayet altındaki çocuklar için ödenen iştirak nafakası çocuklar ergin olana kadar devam ediyor ve eğitim süreçleri boyunca destek sağlanıyor. Bu uygulama, aile kurumunun temel yapıtaşlarından biri olmaya devam ediyor.
Bilindiği üzere, 1988 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme, başlangıçta yoksulluk nafakasını 1 yıl ile sınırlamışken, daha sonra bu sınır kaldırılmış ve uygulama, önceden belirlenmiş bir