Sonuç ya da skor ne olursa olsun çılgın bir takımız. Euro 2024'ün ilk golünü attık. Üstelik Avusturya'nın pres yapmaya başladığı anlarda.
Etkili korner, ölü top ve kalede çoklu hareket. Merih'ten tavana.
Daha sonra basını yedik ve basınla karşılık verdik. 25’ten sonra dengeye ulaştık.
3-5-2 mi yoksa 5-5-0 mı oynadığımızı bilmiyordum.
Ancak top tekniği iyi olan Avusturyalı forvet, Mert Günok'un önündeki duvarı aşamadı. Kaan orta sahada başladı, sonra en sağa geçti. Golcü Abdülkerim ve Merih, ölü toplarda santrfor gibiydi. Baimgartner'in nefes almasına bile izin vermedik. Forvetsiz maçta Barış Alper Avusturya savunmasına oldukça baskı yaptı, Kenan paniğe kapılmasaydı daha verimli olurdu. Bireyin körük gibi ciğerleri var, gitti, geldi, yine gitti, hız kesmedi. En çok top alan, en çok baskın yapan oydu, şaka yapıyorum, Kanuni Sultan Süleyman'ın 4 Şahı olsaydı yüzlerce yıl önce Viyana düşerdi.
İsmail'in özel bir görevi mi vardı yoksa ortada mı saklanıyordu anlayamadım.
İkinci yarıda Gregoric, Arnatovic ve Sabitzer baskı yapıyor, Posh da hücuma katılıyor. Orta saha dağılmaya başlayınca Montella, İsmail-Salih'i tercih etti. 59. dakikada kornerde Arda-Merih yine işbirliği yaptı. Bu kez Avusturya kalesini kafasıyla yok etti. Eğer hemen ardından Gregoric'in golü gelmeseydi maç çok farklı bir atmosfere bürünebilirdi ancak Avusturya, duran toptan gelen bu golle oyunda kaldı. Son bölümde gerçek bir varoluş mücadelesi yaşandı. Avusturyalılar öne geçti, biz direndik. Mert inanılmaz bir kurtarışla son hamleyi yaptı.
Son düdük Türkiye'yi son 16'ya taşıdı.
Hazırlık maçında 6 puan kaybettiğimiz Avusturya'dan çeyrek finalde intikam almak güzel. Ne diyeyim çılgın Türkleri istisnasız hep birlikte alkışlayalım.
Hele ki maçın bitiş düdüğünde Leipzig'e “Memleketim başkadır” diye inleyen TÜRK seyirciyle…